<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hasıla 1 | İSAM Bülten</title>
	<atom:link href="https://bulten.isam.org.tr/kategori/hasila-1/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bulten.isam.org.tr</link>
	<description>İslam Araştırmaları Merkezi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Feb 2026 19:02:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Calisma-Yuzeyi-1.png</url>
	<title>Hasıla 1 | İSAM Bülten</title>
	<link>https://bulten.isam.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye Entelektüel Hayatına Yeni Bir Katkı: İSAM Osmanlıca Makaleler Veri Tabanı</title>
		<link>https://bulten.isam.org.tr/turkiye-entelektuel-hayatina-yeni-bir-katki-isam-osmanlica-makaleler-veri-tabani/</link>
					<comments>https://bulten.isam.org.tr/turkiye-entelektuel-hayatina-yeni-bir-katki-isam-osmanlica-makaleler-veri-tabani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bilgin Aydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Jun 2025 07:08:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hasıla]]></category>
		<category><![CDATA[Hasıla 1]]></category>
		<category><![CDATA[İSAM Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bulten.isam.org.tr/?p=6912</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="et_pb_section et_pb_section_0 et_section_regular" >
				
				
				
				
				
				
				<div class="et_pb_row et_pb_row_0">
								<div class="et_pb_column et_pb_column_4_4 et_pb_column_0  et_pb_css_mix_blend_mode_passthrough et-last-child">
				
				
				
				
				<div class="et_pb_module et_pb_text et_pb_text_0  et_pb_text_align_left et_pb_bg_layout_light">
				
				
				
				
				
			</div>
			</div>			
				
				
				
				
			</div>		
				
				
			</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bulten.isam.org.tr/turkiye-entelektuel-hayatina-yeni-bir-katki-isam-osmanlica-makaleler-veri-tabani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Tefsir Şerhi Klasiğinin Hikâyesi: Tetimmetü’l-Keşşâf’ın İlk Tenkitli Neşri Üzerine Notlar</title>
		<link>https://bulten.isam.org.tr/bir-tefsir-serhi-klasiginin-hikayesi-tetimmetul-kessafin-ilk-tenkitli-nesri-uzerine-notlar/</link>
					<comments>https://bulten.isam.org.tr/bir-tefsir-serhi-klasiginin-hikayesi-tetimmetul-kessafin-ilk-tenkitli-nesri-uzerine-notlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[M. Taha Boyalık]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 May 2025 11:46:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hasıla 1]]></category>
		<category><![CDATA[İSAM Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap-Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bulten.isam.org.tr/?p=6768</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="et_pb_section et_pb_section_1 et_section_regular" >
				
				
				
				
				
				
				<div class="et_pb_row et_pb_row_1">
								<div class="et_pb_column et_pb_column_4_4 et_pb_column_1  et_pb_css_mix_blend_mode_passthrough et-last-child">
				
				
				
				
				<div class="et_pb_module et_pb_text et_pb_text_1  et_pb_text_align_left et_pb_bg_layout_light">
				
				
				
				
				
			</div>
			</div>			
				
				
				
				
			</div>		
				
				
			</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bulten.isam.org.tr/bir-tefsir-serhi-klasiginin-hikayesi-tetimmetul-kessafin-ilk-tenkitli-nesri-uzerine-notlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;100. Yılında  Türkiye’de İlahiyat  Fakülteleri” Dijital Sergisi</title>
		<link>https://bulten.isam.org.tr/100-yilinda-turkiyede-ilahiyat-fakulteleri-dijital-sergisi/</link>
					<comments>https://bulten.isam.org.tr/100-yilinda-turkiyede-ilahiyat-fakulteleri-dijital-sergisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İSAM]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Oct 2024 12:27:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etkinlik 3]]></category>
		<category><![CDATA[Hasıla]]></category>
		<category><![CDATA[Hasıla 1]]></category>
		<category><![CDATA[İSAM Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bulten.isam.org.tr/?p=5305</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="et_pb_section et_pb_section_2 et_section_regular" >
				
				
				
				
				
				
				<div class="et_pb_row et_pb_row_2">
				<div class="et_pb_column et_pb_column_4_4 et_pb_column_2  et_pb_css_mix_blend_mode_passthrough et-last-child">
				
				
				
				
				<div class="et_pb_module et_pb_text et_pb_text_2  et_pb_text_align_left et_pb_bg_layout_light">
				
				
				
				
				<div class="et_pb_text_inner"><p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Hafıza, bir hikâyeyi değerli kılan, geçmişin hatırlanmaya değer anılarını, bilgi ve tecrübelerini geleceğe taşıyan sağlam bir dayanak noktasıdır. İlahiyat fakültelerinin yüzyıllık tarihi de bu hafızanın birikimleriyle şekillenmiş, zamanın ruhuyla kendini yeniden inşa etmiştir. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ile Ankara, İstanbul, Marmara ve İstanbul 29 Mayıs üniversitelerinin ilahiyat fakülteleri iş birliğiyle, 18-20 Ekim 2024 tarihlerinde düzenlenen “100. Yılında Türkiye’de İlahiyat Fakülteleri” başlıklı uluslararası sempozyum, bu mirasın yeniden değerlendirilmesi için büyük bir fırsat sunmaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Bu kapsamda İSAM araştırma binasında ilahiyat fakültelerinin tarihsel gelişimini hatırlatan bir sergi düzenlenmiştir. Sergiyi gezerken sadece bir fakültenin kuruluşuna tanıklık etmekle kalmayacak, aynı zamanda Türkiye’nin ilim yolculuğunda aldığı her dönemeçte karşılaştığı engelleri, zaferleri ve dönüşümleri de hissedeceksiniz. Bu hatıralar, ilim ve irfanın, toplumsal hafızada bıraktığı izlerin, nesilden nesile aktarılan hikâyesinin parçasıdır. Bugün burada sergilenen her eser, bu gayretin sessiz birer şahididir.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Ve unutmayalım ki, Tanpınar’ın dediği gibi “her şey yerli yerinde, ama bir şey eksik…” Bu eksiklik, belki de bugünün dünyasında ilahiyatın çağdaş sorunlara verdiği cevaplarda saklıdır.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Bu hikâyeyi dinlemek için biraz durmak, biraz susmak, zamanın içimizdeki sesini duymak gerekir:</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Yıl 1900. İstanbul’da Dârülfünûn-ı Şâhâne’nin kapıları açılır. Büyük bir umutla… Ulûm-i Âliyye-i Dîniyye Şubesi kurulur. Dört yıl sürecek bir eğitim; tefsir, hadis, fıkıh okutulacaktır. Sadece kitaplar değil, aslında o dersliklerde bir milletin maneviyatı şekillenecektir.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Yıl 1908. Meşrutiyet’in ilaniyla birlikte Dârülfünun’un adı değişir. Dârülfünûn-ı Şâhâne’nin adı önce Dârülfünûn-ı Osmânî’ye, 1913 yılından itibaren İstanbul Dârülfünunu’na dönüşür, Ulûm-i Âliyye-i Dîniyye Şubesi’nin adı da Ulûm-i Şer‘iyye olarak değişir. Programına ahlak ve tasavvuf, siyer, dinler tarihi, Arap edebiyatı ve felsefe gibi bazı dersler de ilave edilir.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Yıl 1914. Başka bir devrin rüzgârı eser. Medreselerin ıslahı çerçevesinde Dârülfünun bünyesindeki Ulûm-i Şer‘iyye Şubesi kapatılır. Selimiye Camii avlusunda Medresetü’l-mütehassısîn kurulur. İnsanlar değişir, dersler değişir.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Yıl 1918.<span>  </span>Şeyhülislâmlığa bağlanan Medresetü’l-mütehassısîn 1918’den itibaren Süleymaniye Medresesi adıyla devam eder; Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelâm ve Hikmet (tasavvuf, ilm-i nefs, ahlak da dahil) ve Edebiyat (Arap, Türk, Fars, Garp edebiyatı) şubelerinden oluşur.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Yıl 1924. Tevhîd-i Tedrîsat Kanunu’yla bu medrese de tarihin bir parçası haline gelir. Bir devir kapanır. İstanbul Dârülfünunu yeniden düzenlenir, ama ilahiyat eğitimi yeni şartlara uyum sağlayamadan kaybolur.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Yıl 1933. İstanbul Dârülfünunu 31 Mayıs’ta çıkarılan bir kanunla kapatılır yerine İstanbul Üniversitesi kurulur, İlahiyat Fakültesi de ortaöğretim kurumlarından din derslerinin kaldırılması, Diyanet İşleri teşkilâtında kadro bulunamaması ve sonuç olarak mezunlarının istihdam edilememesi gibi sebeplerle kapatılır, yerine öğrencisi olmayan İslâm Tetkikleri Enstitüsü açılır. <span> </span>İlahiyat fakültesi de onunla birlikte kaybolur. Ama hayat, bazen bir şeylerin bitmesiyle başlar.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span>Yıl 1949. Yeniden başlar her şey. Türkiye, çok partili döneme geçer. Rüzgârlar değişir, din eğitimi yeniden gündeme gelir. Ankara Üniversitesi bünyesinde kurulan ilahiyat fakültesi, 21 Kasım’da kapılarını öğrencilerine açar. Artık yeni bir çağın ihtiyacına cevap veren, geniş bir müfredatla şekillenen ilahiyat eğitimi, bir kez daha var olur.</span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span>Yıl 1959. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 16 Haziran tarihinde kabul edilen, 7344 sayılı Yüksek İslâm Enstitüsü Kadro Kanunu ile 1982 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne dönüşecek olan İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü kurulur. Zamanla, bu kurumlar sadece öğrenci yetiştirmekle kalmaz; kendi akademik kadrosunu da oluşturur, diğer üniversitelerde yeni fakülteler açılmasına öncülük eder. 1971’de Erzurum’da Atatürk Üniversitesi’nde İslamî İlimler Fakültesi, 1992’de ise İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi kurulur. Bu fakülteleri 29 Mayıs Üniversitesi gibi çeşitli vakıf üniversiteleri bünyesinde kurulan ilahiyat fakülteleri takip etmiştir. </span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span>Yıl 2024. Ve bugün buradayız. Bu sergi, o yüz yıllık öykünün hatıralarını getiriyor bize. Fotoğraflar, belgeler, unutulmayan anılar… </span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span>Bütün bu hikâyeler, işte bu sergide sizi bekliyor.</span></p></div>
			</div><div class="et_pb_module et_pb_text et_pb_text_3  et_pb_text_align_left et_pb_bg_layout_light">
				
				
				
				
				<div class="et_pb_text_inner"><p style="font-weight: 400; text-align: left;">İlkokulu yetmişli yılların başında Kadıköy’de okudum. Beşinci sınıfa geldiğimizde öğretmenimizin ısrarla takip ederek bizlere kazandırdığı bir alışkanlık hayatım boyunca ara ara başvurduğum kişisel bir zevke dönüştü: “sözlük okumak.” İlkokul çocuklarına sözlük kullanmayı öğreten, anlamını bilelim bilmeyelim bilgimizi teyit etme alışkanlığı kazandıran, o kelimelerin geçtiği kitap cümlelerini yüksek sesle okutarak birçok edebiyatçımızın ismini duymamızı sağlayan öğretmenimizin ruhu şâd olsun. O sıralar epey yaşlı olan öğretmenim ihtimal ki eskilerin özel bir hobi olarak gördükleri sözlükçülüğe bizi de ısındırmak istiyordu. O yaşlarda Türkçe’nin gündelik dilde pek kullanmadığımız kelimelerini, üstelik en seçkin cümlelerin içinde duymak zihnimizin gelişimine ve zaman içinde kendimizi ifade etme gücüne olumlu tesir ettiğinde kuşku yok. Sözlük okumak hem kelime dağarcığımızı genişletir hem de sözcüklerin anlam inceliklerini öğreterek insanın derin ve etraflı düşünmesine yardım eder. Özellikle terim sözlüklerinde verilen etimolojik bilgiler kavramların birbiriyle münasebetini ve dildeki gelişimi görmemizi sağlar. Bu sayede her terim zihnimizde doğru bir şekilde yerini bulur ve ihtiyaç duyduğumuzda ona kolayca erişebiliriz.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/10/No49-3.png" width="725" height="522" alt="" class="wp-image-5272 aligncenter size-full" /></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;">Sözlük okuma alışkanlığımız zamanla evde atlas ve ansiklopedilerle oynadığımız eğlenceli oyunlara dönüşmüş; kardeşimle atlastan koordinatları verip yer bulmaya, ansiklopedideki hayvan ve bitkilerin resimlerinden isimlerini tahmin etmeye çalışırdık. Büyüklerin okuryazar olmadığı evimizdeki birkaç cilt ansiklopedi gazetelerin kuponla dağıttığı cinstendi ama can sıkıntımızı bir süreliğine gidermeye yetiyordu. Misafir gittiğimiz evlerde kitaplıklardan alıp baktığım <em>Meydan Larousse</em>lar, <em>AnaBritannica</em>lar henüz evimize girmemişti. Bir yerlerde okuduğuma göre İsaac Asimov <em>Britannica</em> ilk yayımlandığı zaman kendini eserlerini yazdığı çatı katına kilitlemiş ve tüm ciltleri okumuş. Diyeceksiniz ki ansiklopedi dediğiniz şey bir başvuru kitabıdır, öyle tarihî roman okur gibi peş peşe okunmaz. Ama ben bu rivayete inandım. Çünkü insan bir ansiklopediyi eline aldığında sadece merak ettiği şeylere bakmakla kalamaz. İlgili maddeler arasında seke seke dolaşırken daha önce duymadığı için merak etmediği, bir kez görünce de okumadan geçemeyeceği maddeleri de okurken bulur kendini. Özellikle kültür ve tarihle ilgili ansiklopedileri okurken insan bir süre sonra ansiklopedi okuduğunu dahi unutur. Belli konularda uzmanlaşmış ansiklopedileri okumak o konulara ilgi duyan kişiler tarafından saatlerce roman okur gibi okunabilirler. Bu çerçevede epeyce hatırı sayılır bir süre vaazlarımızdan birinde, gelenlere seçtiğimiz ansiklopedi maddelerini uzun bir dönem okumuş ve bu tecrübeyi “Ansiklopedi Okuyan Kadınlar” başlıklı bir yazıyla kayda düşmüştük.<span>  </span>Bu aralıksız okumadan kişiye ne kalır sorusunun cevabı öncelikle okuma ve not alma biçimimizle ilgili olmakla birlikte mâlûmunuz, kültür denilen şey okuduklarımızı unuttuktan sonra zihnimizde kalanlardır.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;">Yıllar içinde sözlüklerle ilgim hiç eksilmedi. Üniversiteye başladığımda bir hocamızın bizleri teşvik etmesiyle başladığım <em>Elmalılı Tefsiri</em> okuma çabamda ihtiyaç duyduğum Osmanlıca sözlük masamdan hiç kalkmadı. Bu sefer sözlüğe bakmayı biraz geliştirmiştim. Aradığım kelimenin olduğu sayfayı açtığımda sayfadaki tüm kelimeleri okuyarak sözlük okuma alışkanlığımı sürdürdüm. Tefsirin birinci cildi bittiğinde artık birkaç istisna kelime dışında sözlüğe bakma ihtiyacım kalmamıştı. Osmanlı dönemindeki onlarca manzum sözlüğün okunmak için olduğundan çok ezberlenmek için yazıldığını öğrendiğimde zihnin yapı taşı olan kelimeleri edinmek için gösterilen çabaya hayranlığım kat kat artmıştı. Kelimelerdeki kapalılığı gideren anlamındaki “mu‘cem” kelimesiyle okyanustan türediğine dair bir kanaat oluşan “kāmus” kelimelerinin geçmişimizde sözlüklere ad olmasının bendeki çağrışımı <em>okyanus gibi geniş ve pırıl pırıl bir zihin</em> demekti.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;"><img decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/10/No49-1.png" width="1056" height="528" alt="" class="wp-image-5266 aligncenter size-full" srcset="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/10/No49-1-980x490.png 980w, https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/10/No49-1-480x240.png 480w" sizes="(min-width: 0px) and (max-width: 480px) 480px, (min-width: 481px) and (max-width: 980px) 980px, (min-width: 981px) 1056px, 100vw" /></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;">Derken hayatımıza <em>TDV İslâm Ansiklopedisi</em> girdi. Uzun yıllar boyunca dinimizin kavramları hakkında yazılmış tek ansiklopedi olan müsteşriklerin yazdığı <em>İslam Ansiklopedisi</em> dışında bir çalışmanın müslümanlar tarafından yapılmamış olmasının utancını yaşadıktan sonra seksenlerin sonlarında Türkiye Diyanet Vakfı,<em> İslâm Ansiklopedisi</em>’ni yayımlamaya başladığında duyduğumuz sevincin büyüklüğünü ansiklopediye fasikül olarak abone olup her gelen fasikülü roman okur gibi okumamızdan tahmin edebilirsiniz. “Bir kütüphane içerdikleri kadar dışarıda bıraktıklarıyla da sahibi hakkında bilgi verir,” diyen Alberto Manguel’in bu sözünü ansiklopedi ve sözlüklere de uyguladığımızda kültürümüzün ürettiği kaynakların kuşatıcılığının her zaman göğsümüzü kabarttığını söyleyebiliriz. Artık bilim insanları “ansiklopedizm” kavramı çerçevesinde ansiklopedilerin toplumsal ve siyasal bir projeye dönüştürülmesi konusunu çalışmaktalar. Umarız bu çerçevede iki İslam Ansiklopedisini; misyonları, işlevleri ve sosyo-kültürel bağlamları çerçevesinde detaylı şekilde inceleyen çalışmalar da çok geçmeden yapılır.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;">O günlerden, artık neredeyse tüm sözlük ve ansiklopedilerin dijitalleştiği bugüne geldiğimizde sivil ve resmî sözlüklerin, hemen her dilde ansiklopedinin bir tık uzağımızda olmasını bir nimet olarak gördüğümü ifade etmek isterim. Herhangi bir bilgiyi öncelikle ve hemen ansiklopediden kontrol etme isteğini “madde bağımlılığı” olarak niteleyen şakacı gençlerin ifadesiyle tam bir ansiklopedi maddesi bağımlısı olduğum tartışılmazdır. Burada bize düşen görev, teknolojiye direnmek veya eskiyi zorla sürdürmeye çalışmak değil, teknolojik gelişmelere uyum sağlayarak eskinin çok faydalı alışkanlıklarını devam ettirmek olmalıdır.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;">Şimdilerde <em>TDV İslâm Ansiklopedisi</em> bir güzellik daha yaparak “Dinî Terimler Sözlüğü”nü çıkarmış bulunuyor. Özel sözlüklerin en geniş grubunu oluşturan terim sözlükleri, dil bilgisi, edebiyat, felsefe, coğrafya, tarih, fizik, kimya ve matematik, sosyal bilimler terimleri sözlüğü gibi çok geniş bir alanı kapsar. Dinî alanda özel bir eğitimi olmayan insanlarımızı ansiklopediye yönlendirdiğimizde yaşadığımız sıkıntı nedeniyle dinî terimlere dair bir sözlük ihtiyacı kaçınılmazdı. Farklı mezhepler arasındaki görüş ayrılıklarını uzun uzadıya anlatmadan ilgili terim hakkında eskilerin tabiriyle “efradını câmî, ağyarını mânî,” yani genel okuyucuyu gereksiz detaylara boğmayan ama gerekli bilgileri de içeren bir eser olarak <em>Dinî Terimler Sözlüğü</em> eminim ki bir başvuru kaynağı olarak <em>TDV İslâm Ansiklopedisi</em> kadar aranan bir eser olacaktır. Şimdilik en önemli temennimiz eserin dijital dünyada da yakın zamanda yer almasıdır. İSAM elimizdeki sözlüğün “Erken Klasik Dönem Projesi” kapsamında hazırlandığını belirtirken “İkinci Klasik Dönem”le klasiklerimiz üzerindeki çalışmalarının kapsamı hakkında biz takipçilerini sevindirmiştir. Klasikleriyle bağı kopmuş bir medeniyet düşünülemeyeceği için bu projeyi bir müjde sevinciyle karşıladığımızı hassaten belirtmek isterim.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/10/No49-2.png" width="724" height="522" alt="" class="wp-image-5271 aligncenter size-full" /></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;"><span>İslamî ilimler tarihinde terimler sözlüğünün ilk örnekleri çeşitli başlıklar altında yayımlanan Kur’an sözlükleridir. Bu çizginin son örneği olarak gördüğümüz “Dinî Terimler Sözlüğü” <em>TDV İslâm Ansiklopedisi</em>’ni esas almakla birlikte okuyabildiğim kadarıyla onun bir özeti olma durumunu fazlasıyla aşmış, maddeler içinden seçim yapılmak ve özetlenmekle kalmayıp amelî sonuçları olan kimi kavramların pratik sonuçlarına da yer vermiş. Maddeler özetlenirken mezhepler arasındaki görüş ayrılıklarına dair detaylar, felsefi ve tasavvufi yorumlar özet geçilmiş ve mesela “mezhep” maddesinin sonunda “belirli bir mezhebe bağlılık” konusundaki uygulamanın nasıl olacağına değinilerek benim gibi “iyi de biz ne yapacağız şimdi,” diyenler için güzel bir yol çizilmiş. “Hac” ve “Hak” maddeleri gibi pratik sonuçları biz sıradan okuyucular için önemli olan konular bu ihtiyaç gözetilerek yazılmış. Sözlüğün yazarı Prof. Dr. Ahmet Özel hocamız her şeyden önce ansiklopedik bir şahsiyet olarak öne çıkmaktadır. Kendisi alanıyla ilgili sayısız teliflerinin yanı sıra ansiklopedi hazırlama tecrübesi sürecinde kavramsallaştırma, çeşitli maddelerin telifi, redaktör, fıkıh ilim heyeti üyesi ve inceleme kurulu üyeliği gibi özellikleriyle bu işin sayılı mütehassıslarından biri olduğunu ortaya koymuştur. Elimizdeki sözlüğün bir diğer öne çıkan özelliği ansiklopedide bulunmayan bazı önemli maddelerin bu sözlük için yeniden yazılmış olması yanında bazı maddelerdeki bilgilerin de yeniden düzenlenmiş olmasıdır. Bu yönüyle âdeta ansiklopediyi güncellemiş sayılabilecek sözlükte görebildiğim kadarıyla “Arûsiyye, Bina, Fâtır, İtbâ, Kâfî, Sadaka Taşı…” gibi ansiklopedide bulunmayan maddeler de eklenmiştir.</span><span></span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;"><em><span>Dinî Terimler Sözlüğü</span></em><span>’nde bir maddenin nasıl ele alındığına dair “Kıraat” maddesi üzerinden örnek vermek isterim: </span><span>Kıraat maddesinin ele alınışı, derinlemesine ve aşamalı bir anlatımla okuyucuyu bu geniş ilmî alanla buluşturur. İlk olarak, kıraat kelimesinin terimsel anlamına yer verilerek, bu kelimenin İslam literatüründe nasıl kullanıldığı ve özellikle Kur’ân-ı Kerim’in okunma biçimlerini ifade eden teknik bir kavram haline nasıl dönüştüğü açıklanır. Bu genel tanımın ardından “Kıraat İlmi” bölümüne geçilir. İki sayfayı bulan bu kısımda, kıraat ilminin tarihsel gelişimi ve bu disiplinin İslam dünyasında hangi dönemde ve nasıl bir ihtiyaçtan doğduğu ayrıntılarıyla ele alınır. İlk dönemlerden itibaren Kur’ân-ı Kerim’in farklı okuma biçimlerinin nasıl derlenip sistemleştirildiği, kıraat ilminin temel prensipleri anlatılır. Ardından, “Kıraat İmamları” ara bölümüne geçilir. Burada, yedi ve on kıraat imamları başta olmak üzere, her bir imamın geliştirdiği farklı kıraat biçimleri, okuma farklılıklarının hangi bölgesel ve tarihsel koşullarda ortaya çıktığı gibi konular da geniş bir şekilde açıklanır.</span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;"><span><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/10/No49-4.png" width="725" height="522" alt="" class="wp-image-5273 aligncenter size-full" /></span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;">Sonrasında, “Kıraatin Sıhhati”ne geçilir. Bu bölümde, kıraatlerin sahih kabul edilmesi için gerekli şartlar, hangi kıraatlerin muteber sayıldığı ve bu konuda İslam âlimleri arasındaki tartışmalar değerlendirilir. Kıraatin doğruluğunun ve güvenilirliğinin neye dayanarak belirlendiği, sahih kıraatlerin nasıl korunduğu ve günümüze ulaştırıldığı incelenir. Bu noktadan sonra “Namazda Kıraat” bahsi ele alınır. Namaz esnasında Kur’an okumanın hükmü, farz olan kıraat miktarı, hangi sûrelerin tercih edilmesi gerektiği ve bu konudaki mezhepler arası farklılıklar açıklanır. Kıraatin ibadet hayatındaki yeri, Kur’an’ın nasıl ve hangi vakitlerde okunması gerektiği konusu okuyucuya sunulur. Son olarak “Hadis İlminde Kıraat” başlığı açılır; burada kıraat yoluyla hadislerin nasıl aktarıldığı, hadislerin okunarak doğrulanmasının önemi ve kıraatin hadis ravileri için taşıdığı değer açıklanır. Tüm bu anlatımlarla, “Kıraat” maddesi, okuyucunun hem kıraat ilmini derinlemesine kavramasına imkân tanır hem de ibadetlerde ve hadis ilminde kıraatin merkezî rolünü anlamasına katkıda bulunur. Bu örnekten de anlaşılacağı üzere eser tam bir okuma anlama ve öğrenme keyfi sunan titiz bir çalışmanın ürünüdür.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;">Daima elimin altında olacağından hiç kuşkum olmayan sözlüğün kapak ve tasarımının yalın ve sözlüğe yakışır bir tarzda, cildinin sağlam ve sık kullanım için kavî duruşuna rağmen biz yaşı ilerlemiş okuyucular için en önemli kusuru mürekkebinin soluk olmasıdır. Sonraki basımlarda masraftan kaçınmamayı hak eden bu eserin biraz daha kolay okunur şekilde siyah mürekkeple basılması yayıncıdan talebimizdir. Yazardan ricamız ise ansiklopedide olduğu gibi burada da her maddenin sonunda bir satırla ilgili maddelere işaret edilmek suretiyle konuyla ilgili bir kavram haritası oluşturmaya yardımcı olunmasıdır. Bir sözlük-sever olarak emeği geçen herkese en derin şükranlarımı sunuyorum.</p></div>
			</div>
			</div>
				
				
				
				
			</div>
				
				
			</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bulten.isam.org.tr/100-yilinda-turkiyede-ilahiyat-fakulteleri-dijital-sergisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Büyük İslâm Ansiklopedisi”nden Dijital Ansiklopediye: İlk Heyecanlar</title>
		<link>https://bulten.isam.org.tr/buyuk-islam-ansiklopedisinden-dijital-ansiklopediye-ilk-heyecanlar/</link>
					<comments>https://bulten.isam.org.tr/buyuk-islam-ansiklopedisinden-dijital-ansiklopediye-ilk-heyecanlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Hakan Çavuşoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 May 2024 15:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hasıla]]></category>
		<category><![CDATA[Hasıla 1]]></category>
		<category><![CDATA[İSAM Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bulten.isam.org.tr/?p=4078</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><div class="et_pb_section et_pb_section_3 et_section_regular" >
				
				
				
				
				
				
				<div class="et_pb_row et_pb_row_3">
				<div class="et_pb_column et_pb_column_4_4 et_pb_column_3  et_pb_css_mix_blend_mode_passthrough et-last-child">
				
				
				
				
				<div class="et_pb_module et_pb_text et_pb_text_4  et_pb_text_align_left et_pb_bg_layout_light">
				
				
				
				
				<div class="et_pb_text_inner"><p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span>25 Ocak 2014 Cumartesi akşamı Haliç Kongre Merkezi’nin Türkiye Diyanet Vakfı’na tahsis edilen büyük salonunda bulunan herkes çok heyecanlıydı. <em>Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi</em>’nin 44 cilt olarak tamamlandığı, <span style="color: #004d71;"><a href="https://www.youtube.com/watch?v=fOFWDyPdKbA" style="color: #004d71;">“Yüzyılın İslam Kültür Hizmeti, Onur ve Hizmet Ödülleri” programında</a></span> Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı tarafından kamuoyuna ilan edilecekti. Bu heyecanı bir kat daha arttıransa ansiklopedinin internet sitesinin yine aynı gece Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilk defa kullanıma açılacak olmasıydı. Yıllardır ilim dünyası ve akademi başta olmak üzere pek çok araştırmacı ve yazar tarafından vazgeçilmez bir başvuru kaynağı olarak müracaat edilen ansiklopedi zamanın ruhuna uygun olarak dijital ortama aktarılmış ve artık “bir tıkla” herkesin ya da doğru bilgi peşinde koşanların önüne açılacaktı. </span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span></span></p>
<p style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/no191.1.1.jpg" width="2880" height="1920" alt="" class="wp-image-4277 alignnone size-full" /></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #004d71;">“Yüzyılın İslam Kültür Hizmeti, Onur ve Hizmet Ödülleri” töreni sonunda çekilen hatıra fotoğrafı (25 Ocak 2014)</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #999999;"></span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span>Murat Bardakçı’nın aynı gece Habertürk TV’deki “Tarihin Arka Odası” programında dönemin İSAM Başkanı Mehmet Âkif Aydın Hoca’yı misafir ederek canlı yayında ansiklopedinin internet sitesini tanıtacak olması ise heyecanımızı doruğa çıkarmıştı. Başından beri ansiklopediye emek veren, özellikle de başkanlık yaptığı yaklaşık on bir yıl boyunca (2003-2014) bu projenin başarılı bir şekilde tamamlanması için büyük gayret gösteren Âkif Hoca’nın ansiklopedi çalışmalarını en iyi şekilde anlatacağından hiç şüphemiz yoktu. Teknik alt yapımızın internet sitesine yönelebilecek aşırı teveccüh sebebiyle yetersiz kalma ihtimali bizi endişelendiriyordu. Ansiklopedinin dijital ortama aktarılması ve yayımlanması konusunda büyük çaba sarf eden, dönemin İSAM Bilgi İşlem Müdürü Bilal Çavuşoğlu ile birlikte kara kara düşünüyorduk. Ya çiçeği burnunda yeni ansiklopedi web sitesine aşırı bir yüklenme olur da site çökerse ne yapacaktık? Canlı yayın başlayıp da Bardakçı izleyicilere “Ey Ahali! Türkiye’de web siteleri uzun ömürlü olmaz. Bütün ansiklopediyi yükledik diyorlar ama ne zaman kaldırılacağı belli olmaz, siz bir an önce tüm ciltleri bilgisayarınıza indirin!” mealinde bir anons yapınca korkumuz daha da artmıştı. Bilal Bey gerekli tedbirleri almış olsa da yanlış hatırlamıyorsam o gece kısa bir süre ansiklopedi web sitesine erişemedik ve bir hafta boyunca ara ara bazı erişim sorunları yaşandı.</span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span></span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/no19-ic3.1.png" width="1600" height="800" alt="" class="wp-image-4265 alignnone size-full" /></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><span style="color: #004d71;"><em>TDV İslâm Ansiklopedisi</em>’nin 25 Ocak 2014’te islamansiklopedisi.info adresi üzerinden yayına açılan ilk web sitesi</span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span> </span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span>2014 yılı başında yayına başlayan islamansiklopedisi.info web sitesini hem tasarım ve görsellik hem de fonksiyonellik açısından daha ileri bir aşamaya taşıyarak tam bir elektronik/dijital ansiklopediye dönüştürmek üzere İSAM’da hummalı bir çalışma başladı. İSAM ve ansiklopedi için yepyeni bir heyecan demek olan ve 2018 yılında <span style="color: #004d71;"><a href="https://islamansiklopedisi.org.tr/" style="color: #004d71;">islamansiklopedisi.org.tr</a></span> olarak meyvesini veren bu çalışmanın detaylarını daha sonra paylaşmak üzere şimdi epeyce bir geriye, hikâyenin en başına dönelim.</span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><strong><span></span></strong></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><strong><span>44 Yıl Önce Başlayan Heyecan<br /></span></strong><span>Aslında 1980’den bugüne 44 yıldır sürekli tazelenerek devam eden bir heyecandan söz ediyoruz. Bu heyecanı ilk defa yaşayan ya da bu ateşi yakan ilim ve hizmet adamlarının ilk durağı İstanbul Cağaloğlu’ndaki bir büroydu. “Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi” çalışmalarını yürütme görevi, böyle bir ansiklopedi hazırlama fikrini ortaya atan Ergun Göze’ye 22 Kasım 1980’de Cağaloğlu’ndaki bu büroda Vakıf yetkilileri tarafından tevdi edilmişti. Bu heyecan iki ay sonra, 24 Ocak’ta, İstanbul’un dünyaca meşhur Topkapı Sarayı Konyalı Lokantası’nda birçoğu ansiklopedinin müstakbel yazar ve redaktörleri olan ilim adamlarıyla paylaşıldı. Elbette Konyalı sadece bir heyecan ve coşkuya değil aynı zamanda bu büyük projenin muhteva ve yöntemine dair tartışmalara da şahitlik edecekti. Göze’nin 2-3 yılda bitirmeyi hayal ettiği bu önemli eserin 10 ciltten az olamayacağı, 10 yıldan önce tamamlanamayacağı ve ilmî değeri olan bir ansiklopedinin hazırlık çalışmalarının bile en az 2-3 yıl süreceği bu toplantıda anlaşılmıştı. Yaklaşık bir yıl sonra (20 Mayıs 1982) İstanbul’da ansiklopedinin çekirdek kadrosunu oluşturacak isimlerin katıldığı bir dost meclisinde yapılan istişare toplantısı da Konyalı’daki gibi hem ansiklopedi heyecanını büyütecek hem de işin usul ve esaslarına dair tartışmaları derinleştirecekti. Zorlu yolculuğun üstesinden gelebilmek için vazgeçilmez olan heyecanı ciddi planlamalar, samimiyetle yapılmış istişare, münazara ve kıyasıya tartışmalar beslemeli, böylece ayaklar yere sağlam basmalıydı.</span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span>Ansiklopedi’nin idarî karar mercii olarak Tayyar Altıkulaç, Bekir Topaloğlu ve İsmail E. Erünsal’dan oluşan ilk İdare Meclisi ve ilmî konularda bu meclise destek verecek ilk Müşavere Heyeti (M. Yaşar Kandemir, Hayreddin Karaman, M. Saim Yeprem; sonradan Ahmet Özel ve Ahmet Topaloğlu da dahil olacak) ile farklı bilim dallarını ilgilendiren maddelerin sipariş ve telif süreçlerini takip edecek ilk “ilim heyetleri” teşkil edildiğinde (1983), ansiklopedi çalışmalarını yürütmek üzere Üsküdar Bağlarbaşı’ndaki ilk bina (günümüzde Ganache Pastanesi) satın alındığında (1983), ardından Ahmet Gürtaş “Büyük İslâm Ansiklopedisi”nin ilk genel müdürü sıfatıyla göreve başladığında (1984), ilk fasikül ansiklopedi çalışanlarına dağıtıldığında (Kasım 1988) ve nihayet 1. cilt yayımlandığında (1989) hep aynı heyecan yaşandı ve her seferinde ansiklopedi ateşi harladı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/no19-ic4.3.png" width="651" height="483" alt="" class="wp-image-4337 alignnone size-full" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" /></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #004d71;">Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi<br />Genel Müdürlüğü’nün Üsküdar Bağlarbaşı’ndaki (Altunizade mahallesi, Kısıklı caddesi) ilk binası</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #999999;"></span></p>
<p style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/no19-ic5.3.png" width="650" height="394" alt="" class="wp-image-4338 alignnone size-full" /></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #004d71;">TDV İslâm Ansiklopedisi’nin Bağlarbaşı’ndaki ilk binasında ansiklopedi uzmanları çalışırken<br />(soldan sağa: Ahmet Özel, Nurettin Albayrak, M. Âkif Aydın, Davut Dursun)</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong><span> </span></strong></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><strong><span>“Büyük İslâm Ansiklopedisi”<br /></span></strong><span>Büyük hedefleri olan ansiklopedi projesinin mimarları “Büyük” sıfatını ansiklopedinin adına da yansıtmayı düşünmüş olmalılar ki, ansiklopedi ve bu faaliyeti yürütecek olan kurum başlangıçta “Türkiye Diyanet Vakfı Büyük İslâm Ansiklopedisi” olarak anılıyordu. Ancak ilk fasikülün kapağından anlıyoruz ki çok geçmeden (muhtemelen 1985’ten itibaren) “Büyük” sıfatı kaldırılmıştı.</span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span></span></p>
<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/no19-ic10.png" width="325" height="421" alt="" class="wp-image-4291 alignnone size-full" style="float: left;" /><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/no19-ic7.1.png" width="317" height="421" alt="" class="wp-image-4289 alignnone size-full" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" /><br /><span></span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span>Bu vesileyle <em>TDV İslâm Ansiklopedisi</em>’nin birinci cildinin hangi tarihte yayımlandığı meselesine de açıklık getirmek yerinde olacak. Her ne kadar birinci cildin iç kapağında 1988 tarihi görünse de bu cilt aslında 1989’da basılmış ve cildi oluşturan 12 fasikül ciltlenirken muhtemelen birinci fasikülün “İstanbul 1988” kayıtlı iç kapağı kullanılmıştı. Bu durum ansiklopedinin hikâyesini anlatan <span style="color: #004d71;"><a href="https://www.youtube.com/watch?v=nydBFG9fDm8" style="color: #004d71;">“Hep 33 Yaşında” adlı belgesel filmin gala programının</a></span> hazırlıkları sırasında İSAM Başkanı Mürteza Bedir’in dikkati sayesinde fark edildi.</span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><span><span style="color: #999999;"><em><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/no19-ic8.2.png" width="341" height="437" alt="" class="wp-image-4332 alignnone size-full" /></em></span></span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><span style="color: #004d71;"><em>TDV İslâm Ansiklopedisi</em>’nin 1. fasikülünün iç kapağı</span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><span><span style="color: #999999;"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/no19-ic9.png" width="346" height="449" alt="" class="wp-image-4290 alignnone size-full" /></span></span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><span style="color: #004d71;">1. fasikül ile birlikte verilen “Müellif Kadrosu” başlıklı broşürün arka kapağı </span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><strong><span>Yepyeni Bir Heyecan: İSAM<br /></span></strong><span>Ansiklopedi fikrinin yoğrulduğu ve piştiği bu süreçte ansiklopedi çevrelerinde eş zamanlı olarak bir başka heyecan daha yaşanıyordu. İlahiyat alanı başta olmak üzere İslam dini, tarihi ve medeniyetine dair araştırmalar yapacak nitelikli araştırmacılar yetiştirmek amacıyla kurulması düşünülen Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) fikri kuvveden fiile çıkmak üzereydi. </span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span>Ansiklopedi projesinin baş mimarı sayılan Tayyar Hoca’nın yanı sıra her biri benzer bir hayali gönlünde büyüten yol arkadaşları tarafından da paylaşılan bu yeni heyecanın ilk tezahürü muhtemelen Üsküdar’da Çengelköy sırtlarındaki Vahdettin Köşkü arazisindeki temel atma töreniydi. Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1982 yılında satın alınan arazi üzerinde İSAM kampüsünün temeli 20 Ocak 1986’da atılmıştı.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/no19-ic6.2.png" width="368" height="472" alt="" class="wp-image-4331 alignnone size-full" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" /></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><span style="color: #004d71;">Tayyar Altıkulaç, Çengelköy’deki Sultan Vahdettin Köşkü arazisinde</span><span style="color: #004d71;"><br /></span><span style="color: #004d71;">İSAM’ın temeline ilk harcı koyarken</span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span>Kampüs alanındaki inşaat faaliyeti devam ederken yaklaşık üç yıl sonra İSAM resmen kurulmuş (3 Ocak 1988) ve faaliyetlerine Bağlarbaşı’ndaki ansiklopedi binasında başlamıştı. Kampüs inşaatının büyük ölçüde tamamlandığı Vahdettin Köşkü arazisinin farklı devlet kurumlarının müdahaleleri sonucunda kamulaştırılması ve Diyanet Vakfı’nın elinden çıkması (Ağustos 1990) ilim ve hizmet sevdalılarını yeni arayışlara yöneltmişti. Nitekim Bağlarbaşı’ndaki ansiklopedi binasının çok yakınında bulunan bugünkü İSAM Kampüsü arazisi pek çok zorluğa rağmen tıpkı Vahdettin Köşkü arazisinin satın alınması sürecindekine benzer bir başarıyla satın alınmış (Mart 1991), ardından Türkiye’nin önde gelen bazı mütefekkir mimarlarının da içinde bulunduğu bir heyetle mimari proje çalışmalarına başlanmış ve kampüs inşaatının temeli Kasım 1994’te atılmıştı. Bu arada Türkiye Diyanet Vakfı tarafından farklı amaçlarla ve iki ayrı müessese olarak kurulan İslâm Ansiklopedisi ve İslam Araştırmaları Merkezi Mart 1993’te İSAM çatısı altında birleştirilmişti. Yeni kampüs projenin idarî, malî ve mimari boyutlarını yürüten ekiplerin özverili çalışmaları neticesinde üç yıl gibi kısa bir sürede tamamlandı ve İSAM yepyeni bir heyecanla bugünkü binalarına taşındı (Kasım 1997). Hayreddin Hoca başta olmak üzere ansiklopedi çevresindeki ilim adamlarının göz nuru döktüğü ve himmetlerini esirgemedikleri İSAM araştırmacıları yurt içinde ve dışında başarılı akademik çalışmalara imza atacak; İSAM ansiklopedisi, sürekli gelişen kütüphanesi, yenilenen araştırmacıları ve yürüttüğü araştırma projeleriyle Türkiye’de örnek bir araştırma merkezi haline gelecekti.</span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><strong><span>44 Cilt + 2 Ek Cilt<br /></span></strong><span>Tüm bu yeni heyecanlar yaşanırken ansiklopedi de hızla yoluna devam ediyordu. 1997 yılında 15 ve 16. ciltler kütüphane raflarında yerini aldı. Sabırla, özveri ve ciddiyetle yürütülen çalışmalar semeresini verdi ve ansiklopedi başta planlandığı gibi yılda iki cilt (2004, 2005, 2008 ve 2011 yıllarında birer cilt) yayımlanmak suretiyle 2013 yılı sonunda 44 cilt olarak tamamlandı. Elbette başlangıçta ve yeni adımlar atılırken yaşanan heyecan zamanla kimi gönüllerde yerini yorgunluğa ve belki de yeni projelere başlama arzusuna bırakmıştı. Ama tamamlanması gereken ek ciltler himmet bekliyordu. Eksik kaldığı düşünülen, farklı sebeplerden dolayı ilgili ciltte yer verilemeyen pek çok madde olsa da bunların en önemlileri (1000 civarında) seçilerek iki ek cilt hazırlandı ve 2016’da âdeta ansiklopedinin 33. yılı armağanı olarak yayımlandı. </span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span>Aynı yılın haziran ayında düzenlenen <a href="https://www.youtube.com/watch?v=GC_VMVzKLSw"><span style="color: #004d71;">“33 Yıla Vefâ” programında</span></a>, kuruluşundan son cildi yayımlanıncaya kadar ansiklopedi heyecanını yüreğinde taşıyan, emeğini esirgemeyen ve “aşkınan çalışan” ansiklopedi sevdalılarına teşekkür edildi ve plaketler verildi. Artık ansiklopedi yolculuğu dijital dünyaya taşınacak ve <em>TDV İslâm Ansiklopedisi </em>güncellenerek yoluna devam edecekti.</span><span></span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span></span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/33-yila-vefa-iftar-daveti_2.jpg" width="335" height="335" alt="" class="wp-image-4279 alignnone size-full" /><br /><span style="color: #004d71;"><em>TDV İslâm Ansiklopedisi</em>’nin tamamlanması vesilesiyle düzenlenen “33 Yıla Vefâ” programının davetiyesi</span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><span></span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bulten.isam.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/no19-ic12.jpg" width="647" height="324" alt="" class="wp-image-4307 alignnone size-full" /></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><span style="color: #004d71;">Ansiklopedinin tamamlandığı dönemde İSAM Başkanı olan M. Âkif Aydın “33 Yıla Vefâ” programında<br />dönemin Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’den plaketini alırken</span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><span></span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span>Heyecan, azim, kararlılık, ilmî vakar, ciddiyet, sabır ve tahammül… <em>TDV İslâm Ansiklopedisi</em>’ni var eden, yaşatan ve kemale erdiren iradenin, gücün kaynağı nedir, diye sorulsa, bu kelimeleri sıralamak yeterli olur herhalde. Belli ki adanmış gönüllere sahip bir hizmet neslinin mensupları olan ansiklopedi sevdalıları için zamanın ruhu gereği belirlenen menzil aynıydı: İlim yolunda hizmet. Yolun arızaları ve yolculuğun meşakkati saydığım sihirli kelime ve güçlerle aşılacaktı. Öyle de oldu. Mizaçları, meşrepleri, uzmanlıkları ve belki de ilim anlayışları, hâsılı “yoğurt yeme” tarzları birbirinden farklı olan ansiklopedi sevdalıları bu yolda aynı heyecanı paylaşmayı bilmişlerdi. Çünkü hizmet yolunda en büyük engel şartların zorluğu ve imkân eksikliği değil heyecan eksikliğiydi. </span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span>Ne diyordu Bozkır’ın Tezenesi:<br /></span><em><span>“Aşk biterse yorulur insan…”<br /></span></em><em><span>“Aşkınan çalışan yorulmaz.”</span></em></p>
<p style="font-weight: 400;"><span>Ne diyelim, darısı bizim neslin ve sonrakilerin başına…</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span></span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span></span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify; padding-left: 40px;"><span style="color: #808080;"><strong>Kaynakça<br /></strong>Altıkulaç, Tayyar, <em>Zorlukları Aşarken</em>, İstanbul 2011.</span><br /><span style="color: #808080;">Karaman, Hayreddin, <em>Bir Varmış Bir Yokmuş: Hayatım ve Hatıralar</em>, İstanbul 2008.</span><br /><span style="color: #808080;">Topaloğlu, Bekir, <em>Günlerim Böyle Geçti: “Hatıra ve Günlükler”</em>, İstanbul 2021.</span></p></div>
			</div>
			</div>
				
				
				
				
			</div>
				
				
			</div></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bulten.isam.org.tr/buyuk-islam-ansiklopedisinden-dijital-ansiklopediye-ilk-heyecanlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>

<!--
Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: https://www.boldgrid.com/w3-total-cache/

Page Caching using Disk: Enhanced 
Database Caching using Disk (Request-wide modification query)

Served from: bulten.isam.org.tr @ 2026-09-17 16:15:03 by W3 Total Cache
-->